Fehmi Koru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fehmi Koru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2009 Pazartesi

MEDYA PATRONLARINA ZOR SORU!

'Kendimi görüşülen patronun televizyonları ve gazetelerinde yazan-çizen, yayın politikalarından sorumlu olan insanların yerine koyuyor ve irkiliyorum.' Yeni Şafak'tan Fehmi Koru yazdı...
Sırada kimler var?
Acaba Jandarma Genel Komutanlığı'nda görüşmeye çağrılan patronlar arasında Yeni Şafak'ın sahibi veya yayın yönetmeni veya Ankara Temsilcisi de var mıdır? Var ise, komutanlıkta kendileriyle neler görüşülmüş olabilir? Yok ise, kendileriyle neden görüşülme ihtiyacı duyulmamıştır?
Gazeteleri ve televizyon kanalları da bulunan önemli bir işadamı ile Jandarma'da görevli bazı üst düzey subaylar arasında geçen, Taraf gazetesinin önceki gün metnini yayımladığı görüşme kaçınılmaz olarak bu soruyu akla getiriyor. Elimizde metni bulunan görüşmede, pek çok başka konu yanında, televizyonlar ve gazetelerin yayın çizgisi ve bazı çalışanlarının durumu da gündeme gelmiş...
Patronu kendi çizgilerinde yayın yaptırdığı için özellikle tebrik etmiş askerler; lâfın gelişine göre, aynı patronun cep telefonu şirketinden yararlanmalarına izin vermesinden daha hararetli olduğu anlaşılan bir tebrik bu. Tek üzüldükleri konu, kendilerinin tavsiye ettiği birinin medya grup başkanlığının sona erdirilmesiymiş; itiraz olarak “Bize yılda 9 milyon dolara mal oluyor” denildiği halde o kişinin göreve döndürülmesi için ısrar üstüne ısrar etmişler...
Kendimi görüşülen patronun televizyonları ve gazetelerinde yazan-çizen, yayın politikalarından sorumlu olan insanların yerine koyuyor ve irkiliyorum. Ne kadar 'bağımsız', 'kendi çizgisinden şaşmaz' biri oldukları yolunda bugüne kadar etrafa verdikleri imajı bir düşünün, bir de patronlarının komutanlarla yaptığı görüşmenin günyüzü görmesinden sonra düştükleri durumu...
Patronla görüşen komutanların veya aralarında “Çok nazik biridir” diye hakkında konuştukları genel komutanın Ergenekon Davası sanığı olmaları değil manzarayı çirkinleştiren; Ergenekon sanığı olmasalardı dahi, medya grubunun yayın politikasının Jandarma Genel Komutanlığı çatısı altında belirlendiği bilgisi bile, o gruba ait televizyonlar ve gazetelerde çalışanları herhalde çok rahatsız etmiştir.
Bundan sonra (tabii bundan önce de) yazdıkları her şey, ekrana taşıdıkları her konu -ister istemez- grubun askerle ilişkisine bağlanacaktır.
Acaba bizim patronlarla da görüşmüşler midir, o medya grubunun patronuyla görüşen komutanlar? Bizim gazetenin genel yayın yönetmeni ve Ankara Temsilcisiyle aynı düzeyde bir temas veya görüşme yapmışlar mıdır? Merak bu ya: Acaba ülkemizin en büyük medya grubunun patronuyla da diğer patronla yapılana benzer bir görüşme olmuş mudur?
Jandarma'da patronlarla temasları yürüten kadronun konuklarına hissettirmeden görüşmeleri kayda alma ve bilgi notu haline getirme alışkanlığı sebebiyle, eğer aynı çatı altında başka medya gruplarının patron ve yöneticileriyle de görüşmeler yapılmışsa, o görüşmelerin görüntüleri veya bilgi notları da yakında piyasaya düşecektir demektir...
Bizim patronlarla neler görüştükleri kadar, askerlerin ülkemizin en büyük medya grubunun patronuyla veya yayın yönetmeniyle veya Ankara Temsilcisiyle neler görüştüklerini de merak ederim.
Umarım, görüşme yapılanların hiç değilse birinin aklına basının özgür olduğu, gazetecilerin bağımsızlıklarına düşkünlükleri gelmiş ve kendilerine politik çizgi çizmeye çalışanlara gerektiği biçimde tepki vermişlerdir. Sivillere karşı aslanca sürdürdükleri 'yayınlara karıştırmama' mücadelesini kendilerini hesaba çekmeye kalkışan sivil-olmayanlara karşı neden vermesinler ki?
Bir patron yanlış yaptıysa bütün patronlar da yanlış yapacak değiller ya!
Bakalım merakımı giderecek gelişmeler yaşanacak mı? Ne zaman?
Fehmi Koru / Yeni Şafak

23 Kasım 2008 Pazar

VAZGEÇ BAYKAL VAZGEÇ


Ahmet Hakan'ın CHP Genel Bşk. Deniz Baykal Göndermesi... Son günlerin en yeni moda polemiği gerçi hiç bitmeyen ve tazeliğini sürekli koruyan bir polemik konusu CHP ve Türban, tabiki Türbanlılar yaparsa kaka, CHP'liler yaparsa açılım ve ona destek veren ve daima polemiğe dönüştürülen bu konu açılım oluyor sizi bu yazıyla başbaşa bırakıyoruz. Artık bundan sonra bu köşede birbirinden ilginç polemiklere şahit olup okuyacaksınız. Size eğlenceli bir vakit geçirmeniz ve okurkende zevk almanız temennisiyle başbaşa bırakmadan önce bu yazıda Ahmet Hakan'ın kinayeli dokunduklarını sıralayalım;
1-Deniz Baykal
2-Nur Serter
3-Necla Arat
4-CHP teorisyonleri
5-CHP sempatizanı köşe yazarları
6-Gani Müjde
7-Ece Gürsel
8-Fehmi Koru
9-Hikmek Çetinkaya
10-Başbakan R.Tayyip Erdoğan!


Vazgeç Sayın Baykal vazgeç


BU etrafını çevrelemiş kaba softa/ham yobazlarla...
Bu kılık kıyafet zaptiyeleriyle...
Bu görüntü fetişleriyle...
Bu ikna odası mucitleriyle...
Bu türban görünce "öcü" görmüş gibi olan yandaşlarınla...
Bırak "esaslı bir inkılap" atılımını, "idare-i maslahat" bile yapamazsın...
Bu yüzden vazgeç Baykal vazgeç...
* * *
Kendilerinin aydınlanmışlıklarından zerre kadar kuşku duymayarak, "çarşaflı-türbanlı kadınları önce aydınlat/sonra partine kaydet" diye akıl verenlerinle...
"Çarşaflı-türbanlı kadınlar CHP’ye oy verebilir ama üye kaydedilemez" şeklinde dáhiyane fikirler ileri süren yoldaşlarınla...
"Erkek kıyafeti konusunda kanun çıkaran Atatürk’ün kadın kıyafeti konusunda bırak kanunu, herhangi bir yönerge bile çıkarmadığını" bildikleri halde, çarşaflı-türbanlı kadına Atatürk üzerinden düşmanlık yapan dostlarınla...
Senden yüzde 70’i dışlayıp, yüzde 30 üzerinden siyaset yapmanı talep eden akıl hocalarınla...
Nereye kadar gidebilirsin ki?
Bu yüzden vazgeç Baykal vazgeç...
* * *
Etrafın...
Yolsuzluklara gark olmuş bir iktidarı, "türbanlı bir iktidar"a tercih edecek denli türbandan nefret eden azgın ve seçkinci azınlık tarafından çevrilmiş...
Onları küstürmeden hiçbir şey yapamazsın...
Bu yüzden vazgeç Baykal vazgeç...
Etrafın, zihninin arka planında, "CHP, çarşaflının-türbanlının oyuyla iktidara geleceğine, bizim steril, laik, modern ama az oylarımızla muhalefette kalsın daha iyi" düşüncesini saklı tutan sözde yandaş kalemlerle çevrilmiş...
Onları azdırmadan hiçbir şey yapamazsın...
Bu yüzden vazgeç Baykal vazgeç...
* * *
Bak, işte...
Şimdiden "cici çarşaflı/kaka çarşaflı" ayrımları yapmaya başladın...
Şimdiden "evinde Atatürk resmi bulunan çarşaflı/evinde Atatürk resmi bulunmayan çarşaflı" demeye başladın...
Şimdiden "o kadar da ileri gitmiyorum" edasıyla Necla Arat’ların, Nur Serter’lerin yüreklerine su serpmeye başladın...
Sen etrafını çevreleyen bu kılık kıyafet zaptiyelerine teslim oldukça...
Hiç merak etme, "AKP süreci" bin yıl daha sürer...
Sen etrafını çevreleyen bu maskeli balo meraklılarına uydukça...
Yine senin payına yenilgi düşer...
Yine seçimde sonra 10 gün evinden dışarı çıkamazsın...
Yine en sadık müritlerin bile "Baykal istifa" diye haykırır...
Olacak olan budur ve bu yüzden boşuna çırpınma Baykal...
Sen iyisi mi vazgeç, titre ve özüne dön!
Özüne, yani yüzde 20’ne...

GANİ MÜJDE’YE "Osmanlı Cumhuriyeti diye bir film çekiyorum, çok komik olacak çok" diyordun ama gayet acıklı ve gayet mesaj kaygılı olmuş be dostum...


ECE GÜRSEL’E Sanık ayağa kalk! Seni feci detone bir sesle güzelim Sezen şarkısını katletmekten ademe mahkûm ediyorum...


FEHMİ KORU’YA Abi üzülme... İntikam soğuk yenen yemektir... Bak, Obama önce onu değil, bizim Abdullah Bey’i aradı...


MICHAEL JACKSON’A İhtidan mübarek olsun Mikail kardeş! Artık senden şöyle dokunaklı bir "talaal bedru" ilahisi bekliyoruz...


HİKMET ÇETİNKAYA’YA Baykal’ın çarşaf açılımına Cumhuriyet Gazetesi’nde tam destek vermek her babayiğidin kárı değildir... Alkışlıyoruz...



Ahmet Hakan 23 Kasım 2008 Hürriyet Gazetesi