deniz baykal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deniz baykal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2009 Salı

Bu CHP'ye oy vermek Cumhuriyet'e ihanettir!..

Yerel seçimler iyice iğrençleşti.. İnsanın içinde sandığa gitme hevesi, inancı kalmadı..
Bir yanda iktidar, oyu resmen satın alıyor, sosyal devlet adına.. İşe beş yüz kilo kömür, iki paket bulgurla başladılar. Bu sadaka gecekondunun işsiz ve aşsız halkını keser.. O halk hiç düşünmez ki, iki kilo bulgura oy verdiği sürece kimse o oy deposunu kaybetmek istemez ve onun o iki kilo bulgura muhtaç kalması için elinden geleni yapar..
Ama ortada Tunceli gibi bu ülkenin en gelişmiş ilinin halkı olunca, Meclis'te tek başına ana ve yavru muhalefetten fazla başlarına bela olan Kamer Genç'ten kurtulmak için trilyonca liralık buzdolabı, çamaşır makinesi, mobilya ve halı dağıtmak gerekir. Hem de valinin, devletin valisinin eliyle ve biz Türk halkının ödediği vergilerle hovardalık. Ne valinin cebinden çıkıyor, ne de AKP'nin.. Benim paramla oy satın alma..
Zamanında bir Uşak Valisi vardı, İnönü'yü taşlatan.. Cumhuriyet il tarihine en karar adam olarak geçti. Şimdi bir Uşak Valisi daha..
Ama Tunceli halkı uyanık. Kamer Genç'i seçmezlerse kıyak biter, gerek kalmaz. Ama iki seçim daha Genç'e oy verirlerse gelecek seçimde ev dağıtılır, öbür seçimde evin önüne araba konur..
Bu iktidar..
Muhalefet, ana muhalefet çok daha ayıplı, çok daha utanç verici..
Bir parti, kurucusu Atatürk'e ve onun ilkelerine ancak bu kadar ihanet eder..
Yahu Deniz Hocam.. Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın..Çarşaf açılımının ardından gelen "Her mahalleye Kuran Kursu" karşı devrimi bir seçim hilesi değil de nedir?.. Kime yutturuyorsun?.. "Kanunların özü.. Kanunların ruhu" nun önemini Mektebi Mülkiye'nin birinci sınıfında bana sen öğretmedin mi?.Peki kara çarşaf açılımının, Atatürk'ün "Efendiler buna şapka derler" diye başlattığı kıyafet devriminin hem de tam özüne tükürmek olduğunu bilmez misin sen?.Vatandaş giyimini seçmekte özgürdür. Tamam.. İnançlara saygı, hepten tamam.. Ama saygı başka, teşvik başka şey..Karısı sıkma başlı diye Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesini önlemek için anayasayı, iç tüzüğü zorlayan, MHP ihaneti olmasa nerdeyse başaracak olan sen değil misin?. Karısı sıkma başlı Köşk'e çıkmaz, ama CHP üyesi yaptığın ve önünü açtığın kara çarşaflı yarın çıkabilir. Yaptığının bu anlama geldiğinin farkında olmayacak kadar düşünce yeteneğini mi yitirdin Hocam.. Yoksa oy hırsı seni sonunda bu aciz hallere mi düşürdü?.."Her mahalleye Kuran Kursu"nun ucunun ne kadar açık olduğunu, memleketi nerelere götürebileceğini görmekten, düşünmekten de mi acizsin hocam, yoksa oy hırsı gözlerini kör mü etti?..Bu ülkede en büyük Atatürk, en büyük Cumhuriyet devrimi "Tevhid-i Tedrisat" yani öğrenim birliğidir. Bu ülkede sadece laik eğitim yapılır.Peki yüzde 99'u Müslüman olan ülkede insanlar çocuklarına din ve Kuran eğitimini nasıl verecekler?..Devlet eli ve kontrolü altındaki, yasal ve denetlenir kurslarla..Şimdi sen CHP olarak her mahalleye bir Kuran Kursu açma hareketi başlatırsan, elin eli armut mu topluyor.. Her parti, DTP'sine kadar ayni şeyi yapmaz mı?. Bu kurslarda Kuran diye kendi siyasal zehrini minnacık beyinlere şırınga etmez, onların beyinlerini tam gelişme çağında yıkamaz mı?.Yarın AKP'den daha da radikal dinci bir parti bu kursları açmağa ve yaymağa başlarsa peki?..Denetlersin.. Halt.. Her mahallede açılmış kursları denetlemek için Birinci Ordu'yu tümden müfettiş yapsan yetmez.. Sonucunu bile bile bunu yapıyor, CHP tarihinde dini siyasete alet eden ilk başkan olarak tarihe geçiyorsun hocam.. Çok ama çok sert eleştirdiğim Recep Tayyip Erdoğan senin yanında zemzemle yıkanmış. O hiç değilse inandığını yapıyor..Sen alenen resmen dini siyasete alet ediyorsun.İşte bu sebeple hocam, işte bu sebeple, bas bas bağırıyorum ki, "Bu CHP'ye oy vermek, Cumhuriyet'e ihanettir!.."
Not.. Yakında Ortaköy'e cumaya da gelirsin, orda görüşürüz Hocam!..

9 Şubat 2009 Pazartesi

Bunu yazan Tosun, Kılıçdaroğlu okusun!

Bunu yazan Tosun, Kılıçdaroğlu okusun!
Kim derdi ki "Tosun edebiyatı"mız yıllar sonra yeniden gündeme gelecek, yeni malzemelerle güçlenecek. Bize bu konuyu hatırlatma fırsatı veren sayın Kılıçdaroğlu'na teşekkür ediyor ve "bunu yazan Tosun, Kılıçdaroğlu'na cevap olsun, yazılanları iyice okusun" diyor, sizleri "Tosun edebiyatı"nın tarihçesi ve incelikleriyle baş başa bırakıyoruz.
Orta yaş ve üzerindeki Türk erkekleri çok iyi bilirler. Eskiden umumi tuvaletlerde insanın yüzünü kızartan müstehcen yazılar olurdu. Ama bunların en masumu ve en meşhuru "bunu yazan Tosun, okuyana selam olsun" (Tabii, 'selam olsun' yerine daha kafiyeli bir fiil vardı) şeklinde kafiyeli ve veciz olanıydı. Bu yüzden tuvalet edebiyatına "Tosun edebiyatı" denirdi.Hatta 1980'li yıllarda Almanya'nın Berlin şehrinde tuvalete gidenlerin "Tosun, Almanya'da da emrinize amade…" yazısını görüp memleket hasretini giderdikleri ve uzun uzun güldükleri fıkra gibi anlatılırdı.Kim bu Tosun?İşte çoktandır sesi-soluğu çıkmayan ve kitleleri esprili yazılarından mahrum bırakan bu bizim "Tosun", CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde yeniden gündeme geldi. Kılıçdaroğlu "kim bu Tosun?" başlığıyla özetlenebilecek şu soruyu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yöneltti;"Anlaşılan Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş devreden çıkarıldı, rakibimiz Başbakan Erdoğan haline getirilmek isteniyor. O halde bıraksın Başbakanlığı gelsin karşımıza yarışsın. Ama gelirken, bir hafta önce sorduğumuz sorunun yanıtını da versin. Sayın Başbakana bir soru yönelttik. Çok basit bir soruydu bu. Bir isim verdik. (Kim bu Tosun?) dedik. O günden bu yana tek bir ses çıkmadı. Evet, Başbakan bu Tosun'un kim olduğunu söylesin, ithal olup olmadığımızı kendisine anlatalım."Tosun edebiyatımız yeniden gündemdeNitekim Başbakan bu konuda "tanımadığı" şeklinde bir cevap verdi. Gizemli "Tosun" da yazılı bir açıklama yaparak sır perdesini kaldırdı. Bakalım Kılıçdaroğlu şimdi hangi "tosun"ların peşine düşecek? Hangi tosunlar da ona "bunu yazan Tosun, Kılıçdaroğlu'na cevap olsun, iyice okusun" şeklinde yazılı cevap verecek? Kim derdi ki "tosun edebiyatı"mız yıllar sonra yeniden gündeme gelecek, yeni malzemelerle güçlenecek. Bize bu konuyu hatırlatma fırsatı veren sayın Kılıçdaroğlu'na teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Rıfat Yörük/Habervaktim.com

8 Şubat 2009 Pazar

KUR'AN KURSU DEGİL KAHVE YADA LOKAL

Başkan "lokal"e çevirdi, Baykal hala "Kur'an kursu" diyor
Sefa Sirmen, parti içinde tepki çeken Kur'an kursu açılımından geri adım atarak kastının lokal olduğunu söyledi ancak Baykal hala Kur'an kursu açılımını önemsediklerini söylüyor.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Kur'an kursu konusunu çok önemsediklerini, bunun yerel seçim öncesi gündeme gelmiş olmasının ise sadece bir talihsizlik olduğunu dile getirdi. Baykal, ''Lailklikte de din öğrenme özgürlüğü vardır'' diye konuştu. Bir televizyon programına katılan CHP Genel Başkanı Baykal, partisinin son günlerdeki açılımları hakkındaki eleştirileri cevaplandırdı. Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çarşaf konusunda kendilerine ilk başta verdiği desteği çektiğini söyleyerek, ''Başbakan örtülülere rozet takılması konusunda zik zak içindedir. Başlangıçta bana verdiği destekten şimdi pişman olmaya başlamıştır, önceki sözlerini terk etmiş, CHP'yi suçlama gayreti içine girmiştir. Bu tutarsızlıktır, önce bu tutarsızlığa dikkati çekmek istiyorum" dedi. Baykal bu konuda şunları dile getirdi: ''Ben çarşafla ilgili Başbakan'ın söylemine dikkati çekmeye çalıştım. Burada bir kırılmanın var olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Başbakan çarşaf konusunda çok iyi diyordu, şimdi çok iyi diyemiyor. Şikayetçi olmaya başlamıştır. Eskiden aman dik dur, devam et diyordu. Şimdi onu söyleyemiyor. Bunun altını çiziyorum. Bunun anlamını herkesin değerlendirmesini istiyorum." Çarşaf açılımının Türkiye'nin yararına olduğunu kaydeden Baykal, ''Bizim o yaklaşımımız, Türkiye'de toplumun, insanların siyasi inancıyla kılık kıyafeti arasında bir beraberlik kurma anlayışının aşılması bakımından çok yararlı olmuştur. İnsanları kılık kıyafetleriyle siyasi tercihlerinin farklı olabileceği yaklaşımı toplumda kabul görmüştür. Bu büyük bir ferahlık getirmiştir. Ve Türkiye'nin kaynaşmasına, bütünleşmesine, insanların kılık kıyafetleriyle tasnif edilmesine, etiketlenmesine, dışlanmasına karşı bir tavır olarak ortaya çıkmıştır" diye konuştu. Rozet taktığı çarşaflıların istifasını adaylık tartışmalarına bağlayan Baykal, ''Bazı çarşaflıların istifa etme kararını almış olması adaylık tartışmasıyla ilgili bir görüntüdür. CHP'ye katılmış olan binlerce insan kılık kıyafetleri ne olursa olsun CHP'ye destek vermeye, parti içinde çalışmaya devam ediyorlar. Bu ezberini bozmuştur Türkiye siyasetinin" şeklinde konuştu. Baykal, yaptıkları açılım ile ''Çarşaflılar Atatürk düşmanıdır, laiklik düşmanıdır, cumhuriyet düşmanıdır ve onlar hiçbir şekilde CHP'ye oy veremezler. Bu anlayış ortadan kalkmıştır ve bu çok büyük bir hizmet olmuştur" şeklindeki anlayışları değiştirdiklerini savundu. Baykal, ''Kur'an eğitimi konusuna gelince, bu bizim çok önemli, çok temel bir konumuzdur. Bu konuda maalesef Türkiye çok büyük ölçüde kendisini aldatmaktadır. Gerçekleri görmemezlikten gelmektedir ve bu konuyu konuşmamayı, incelememeyi, irdelememeyi tercih etmektedir. Keşke bu konuyu biz bir yerel seçim öncesinde değil de daha sağlıklı bir ortamda ele alıp konuşabilseydik. Bu konunun bir yerel seçim öncesinde gündeme gelmiş olması bir talihsizliktir. Bunun altını bende çiziyorum. Keşke bu ortamda olmasaydı. Ama bu süreç kendiliğinden gelişti.'' dedi. Baykal Kur'an kursu açılımı hakkındaki düşüncelerini şöyle dile getirdi: ''Sefa Sirmen projelerini anlatırken bundan da bahsetti. Halkevleri benzeri mahallelerde bir semt evi projesi var. O proje çerçevesi içinde bunu da yapacağını ifade etti. Ve bana ne düşündüğüm soruldu. Bu bizim hakkında ciddi zihin yorduğumuz ve kendimizi önemli ölçüde hazırladığımız, elimize imkan geçerse, iktidar geçerse ciddi şekilde kullanmayı kararlaştırmış olduğumuz bir konu, hazır olduğumuz bir konu. Bunu konuşmaktan hoşlanmıyoruz. Ama bu konuyu biliyoruz. Türkiye'nin böyle bir derdi var. O derdi çözmek için de projemiz var. Bu konu önümüze gelince ben bunun önemli bir proje olduğunu söyledim. Türkiye kendisini aldatıyor demiştim. Türkiye'de bir gerçek var. Bir de olması gereken var. Gerçek nedir? Bugün Türkiye'de Diyanet İşleri'nin resmi verilerine göre 6.770 Kur'an kursu var Bu kursların il ve ilçelerde olanları 4073, beldelerde olanı 1306, köylerde olanı 1391'dir. Toplam 6770. Bu 6770 kuran kursunun 590'i belediyelere ait binalarda çalışmaktadır. Düşünün Türkiye'de 40 bin köy var...Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, Diyanet İşlerinin bilgisi, denetimi dışında kimin niçin ne ürettiğinden kimsenin haberdar olmadığı kurslar Türkiye'nin her yerinde çalışmaktadır. İşte bu çok ciddi bir tablodur. Ve üzerinde düşünülmesi ve çözülmesi gereken konudur. Laiklik bunu görmemezlikten gelelim, önemli değil, bırakın ne hali varsa görsün demek değildir. bu sorunu çözmek için gereken sorumluluğu üstlenmek, girişimi yapmaktır." Konuşmasında din özgürlüğüne dikkat çeken Baykal, ''Laiklikte herkesin dinini öğrenme hakkı vardır. Dünyanın bütün insan hakları bildirgelerinin başında herkesin din özgürlüğü, inanç özgürlüğü, dinini öğrenme ve öğretme özgürlüğü yer alır. Laiklikle din öğrenme ve öğretme özgürlüğü arasında nasıl bir çelişki olabilir?" dedi.

7 Şubat 2009 Cumartesi

BAYKAL YAKINDA NAMAZ KILDIRACAK

"Baykal namaz kıldırırsa şaşırmayın"
Deniz Baykal ve ekibinin seçim çerçeveli dinî açılımlarının eğretiliği, siyasi mizah konusu oluyor. Son espri ise DP Lideri Soylu'dan: Baykal, yakında namaz kıldırmaya başlarsa sakın şaşırmayın!
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Süleyman Soylu, CHP Lideri Deniz Baykal'ın her mahalleye Kur'an kursu projesiyle ilgili olarak, "Deniz Baykal, yakında imam sarığı ve cübbesi giyip de en ön safa geçip namaz kıldırmaya başlarsa sakın şaşırmayın" dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Merinos Parkı ile Merinos Fabrikası'ndaki kültürel mekanların açılışında konuşan Soylu, Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin'e sahip çıkılmasını istedi. Ezan okunması nedeniyle konuşmasına ara veren Soylu, bir partilinin 'Deniz Baykal namaz kıldırmaya başlayacakmış' demesi üzerine, "Ezan okunuyor ama size bir şey söyleyeyim bu arada. Sayın Deniz Baykal, yakında imam sarığı ve cübbesi giyip de en ön safa geçip namaz kıldırmaya başlarsa sakın şaşırmayın" diye konuştu. Ezanın ardından konuşmasına İstiklal Marşı'nın son kıtalarını okuyarak başlayan Soylu, şunları söyledi: "Bu ezanları bugün bu semalarda duymamızın yegane sebebi vardır. O da rahmetli Menderes'tir. Bir gün bunun üzerinden siyaset yapmadık. Çünkü milletin değerleri ve kutsallarıyla yaşamasını, bir ülkeyi yönetenlerin en önemli görevlerinden birisi olduğunu, bunun üstünlük olmadığını, bunun olması lazım geldiğini ortaya koyduk. Ama Türk siyaseti öyle bir keşmekeşin içerisine girdi ki kimse milletimizin haline kulak vermiyor. Birisi buzdolabı dağıtıyor, öbürüsü çamışır makinesi dağıtıyor, ötekisi de her mahalleye Kur'an kursu açacak. Günaydın derler adama. Demokrat Parti olmasaydı, ülkede bu özgürlüklerin hiçbirisi olmayacaktı. Artık bırakın çekişmeyi, kavgayı da insanların sorunlarıyla uğraşın." Soylu, daha sonra Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin'le birlikte Merinos Parkı ile kültürel mekanların açılışını yaptı.

2 Ocak 2009 Cuma

70 milyonun parasıyla Kürtçe TV olmaz

Evet fazla söze gerek var mi? Bir zamanlar özgürlük diye bağırıyordu şimdi ne dediğini bilmiyor bu avukat sanırım,ergenakon çetesi yanlış mı yönlendiriyor nedir,neler oluyor bu partiye,evet az kaldı yerel seçimlerden sonra sende göreceksin Bay Baykal nelerin olacağını yeni bir polemikle başbaşayız....

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, dün yayına başlayan Kürtçe TV'ye tepki gösterdi. Devletin Kürtçe kanal kurmasının yanlış olduğunu belirten Baykal'ın sözleri şöyle:

Deniz Baykal, CHP Genel Merkezi'nde bulunan böcekle ilgili yaptığı açıklamada, böceği oraya kimin koyduğunu bilmediklerini bununla birlikte polise de güvenmediklerini söyledi.

CNNTürk'de Fikret Bila ve Murat Yetkin'in sorularını cevaplayan Deniz Baykal Kürtçe TV yayınına da tepki gösterdi. Devletin böyle bir şeye ön ayak olmasının yanlış olduğunu belirten Baykal, etnik talepler doğrultusunda 70 milyonun parasının harcanamayacağını ifade etti. Develt düzeyinde böyle bir işini yapılmasının diğer etnik kimliklerin de taleplerini doğuracağı fikrini savunan Baykal, "Yanlış bir istikamete gidiliyor. Bir süre sonra bunu çok ciddi sonuçları olacak. Devlet başka kesimlere karşı da benzer davranışlar yapmak zorunda olacak." dedi.

"AKP YAPTIRDI DİYEMEM"
Böceği oraya kim koydu? Bunların aydınlatılması gerekiyor. Ama polise güvenmiyoruz. Yeterince topluma güven vermediği açıktır. Biz inceleyeceğiz sonra da bakın böyle bir olay var diyeceğiz. Kimseyi suçlamak istemem, dinlemeyi AKP yaptırdı diyemem. Ama gizli bilgi toplamak isteyen meraklı çevreler var."
Baykal programda şöyle konuştu: 70 MİLYONUN PARASI KÜRTÇE TV'YE HARCANAMAZ Türkiye’de bir RTÜK düzeni vardır. O RTÜK düzeni içerisinde nasıl özel televizyonlar varsa, Kürtçe yayın yapmayı uygun gören bir televizyon çıkar yayını yapar. Buna kimse hiçbir şey diyemez. Ama devletin parasını, devletin kaynaklarını, 70 milyonun parasını sadece bir kesim vatandaşlarımızın etnik talepleri doğrultusunda harcanması doğru değildir. Yani bizim anlayışımıza göre devlet etnik kör olmalıdır. Karşısındakinin etnik kimliğini görmemelidir. Dini inancını, mezhebini görmemelidir. Buna yönelik kaynak ayrılması para harcanması yanlıştır. Bu giderek, devleti her türlü etnik kimliğin talebine karşı güç bir duruma sokar.

ÇOK TEHLİKELİ BİR İŞ YAPIYORLAR

Onlar da çıkıp derse; “Biz Çerkezce yayın yap, Arapça yayın yap, gürcüce yayın yap…”

Devletin etnik kimlikleri teşvik etmek değildir. Etnik kimliklerin devlet düzeyine çekilmesi çok tehlikeli sonuçları doğurur. Temel hak ve özgürlükler çerçevesinde her kesim örgütlenerek istediği gibi yayın yapabilir. Devlet bu işe para harcayamaz bu işe. Benim anlayışıma göre böyle. Yanlış bir istikamete gidiliyor. Bir süre sonra bunu çok ciddi sonuçları olacak. Devlet başka kesimlere karşı da benzer davranışlar yapmak zorunda olacak. Bu bir kamu hizmeti ise, o kamu hizmetini neden burada tutacaksın. Bunun içi personel yetiştireceksin. Belli bir dilin, eğitimini kültürünü devlet sorumluluğu olarak üstleneceksin. Bunlar çok büyük kararlar. Bunlar ya ne yaptıklarını biliyorlar. O zaman çok tehlikeli bir iş yapıyorlar. Ya da ne yaptıklarını bilmiyorlar”

1 Ocak 2009 Perşembe

YENİ YILDA İYİ CALİS BOCEGİM





Gün geçmesin ki ana muhalefetimiz bir konu ile gündeme gelmesin tabi yapacak iş,iptal edecek yasa kalmayınca hiç değilse bu kez de böcekle çıklaım piyasaya dediler ve patlattılar yılın son bombasını bizim ana binayı ilaçlamamıza rağmen böcek bastı.Eeee suçlular belli AKP ve Melih Gökçek şaka değil gerçek,neden Melih GÖKÇEK ilaçlama işleri anakent belediyesine bağlı değilmi? sahte ilaç kullanmış ve haşereler ölmemiş,komedi tabi bu,aslında bugün 2009 yılının yeni 367 sini koyacaktım yeni yılda yeni polemik olmaya aday ama onuda bugün çekeriz buraya iyi seyirler...

Bu “böcek”ti, “dinleme”ydi, “yes”ti, “no”ydu mevzuları sözkonusu edildiğinde, dikkatler üzerimizde toplanıyor haliyle...Malûm; Önder Sav’a böcek koyan bizdik!..Ya da... Böcek koyanların servis yaptığı gazete!..Başta Deniz Baykal olmak üzere, CHP’nin bütün “kelle” isimlerinin patır patır dökülüp, “Bize böcek koydular, koydular, koydular ve de koydular!” diye feryad figan eyleyişlerinin iki gün öncesinde...“Bolu Valisi ile CHP’li Önder Sav’ın neler konuştuklarını, Başbakan’a ve bir dolu bakana nasıl sövdüklerini, ne tür bir tezgah üzerine anlaştıklarını bir CHP’li sayesinde öğrendiğimizi” yazmıştık ya... Mabad üstü oturtmamızın ardından “Çuvalladık ey halkım!.. Beni Önder Sav yanılttı!..” makamında döktürmek mecburiyetinde kalan “dönme” ile diğer “medya kefalleri” amma saldırmışlardı...“Bir CHP’li Vakit’e niye malzeme versin ki? Ya kendileri böcek yerleştirmiştir; ya da böcek yerleştiren polisten almışlardır... Dikkatleri başka tarafa çekmek için de, böyle numaralar yapıyorlardır!..”•Ha bu arada... Bunların mebzul miktardaki muhabiri de peşimizde...Baykal ve diğer CHP ağır toplarının bağırış çağırışlarına paralel olarak, bize saldırmaktalar:-Sayın Arseven, hani CHP’liden almıştınız?..-Hııı?..-Ne oldu?..-Rengin soldu!..•Ne diye çene yoracaksın ki...Bir araba sorunun karşılığında, bir cümlelik cevap: “Ne yani, Önder Sav CHP’li değil mi?!.”•O gün... Sıcağı sıcağına bir Telekom belgesi koyduk ortaya... Bir de Turkcell belgesi!..Vakit Ankara bürosundan, Önder Sav’ın cep telefonunun arandığını ve iki hat arasında 44 dakikayı aşan bir görüşme yapıldığını ortaya koyan belgelerin ispat kudreti, savcılar tarafından da kabullenildiğinde... İş bitmiş oldu!.. Önder Bey, telefonun yanlış tuşuna basınca, “biçimsiz münasebet” ortaya dökülüyor ve habercimiz tarafından önümüze getiriliyor... Mevzu bu!..Efendim, gelelim güncel hadiseye: İsrail’in Gazze’deki “soykırım operasyonu”ndan ve Müslümanların terörist siyonistler karşısındaki “çaresiz görüntüsünden” dolayı fena halde bozuk olan başımızın üzerinde, hafif bir meltem esintisi:CHP’liler Genel Merkezlerinde nihayet böcek bulmuşlar!..Aranan böcek bulunmuş!..E, ne yapalım...Madem bu işlerin mebzul miktarda “kefal”i, “sazan”ı var;CHP’lilerin fevkalade hoşlanacakları bir senaryoyu döşenmiş olalım...Hatırlarsanız; Kurban Bayramı’ndan evvel CHP Genel Merkezi’ne gitmiş idim... Ve orada; Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş’le bir “kurban derisi” röportajı gerçekleştirmiş idim...İşte efendim; oradayken, bu alandaki namımızı bilen “birileri” tarafından kulağıma fısıldandı: “Algan Hacaloğlu’nun odasına böcek yerleştirildi... Peşine düşersen, iyi malzeme çıkartırsın!.. Bu işlerdeki ortağın Aslan Değirmenci’yle birlikte bir araştırın bakalım!..”•O gün... Hemen bağlantıya geçtik derinlerdeki dostlarımızla!..“Buraya bakın” dedik: “Bizim partiye yine böcek koymuşsunuz!.. Malzemeyi benden başkasına verirseniz, iki elim yakanızdadır!”Bizim bu “sert” ve de “tehditvâri” çıkışımız, karşı tarafı ziyadesiyle etkisi altında bıraktı haliyle... “Ayıp ettin abi, bu işler senden sorulur” bile dendi...İş, beklemeye kalmıştı... O mahfil dinleyecek, kayda değer bir şey bulursa bana servis yapacaktı!..Bekle, bekle...Ne gelsin: İki parti yöneticisi...Uzun uzun dinleyince anlıyoruz ki... Biri Algan Hacaloğlu, diğeri Yılmaz Ateş... Aralarında bir “saç” muhabbeti var!..Hacaloğlu, Ateş’e; “Yılmaz bey saçlarını kaç yıldır boyatıyorsun” diye soruyor... O da; “On beş sene oldu... Ayda bir boyatıyorum” karşılığını veriyor...Sonrası:-Saç dökülmesine neden olmuyor mu?-Bak abi, inanmayacaksın ama; saçları boyatmaya başlamadan evvel, dökülme vardı. Boyatmaya başladığımdan bu yana, dökülmeyi bırak, gürleşti bile...-Öyle mi, ben de kime sorsam, ‘Aman hiç başlama, olan saçları da kaybedersin’ diyordu. Sizinki bünyenizle alâkalı bir durum olmasın? Olanı da kaybetmeyelim!..-Olabilir de, ben özel bir marka getirtiyorum abi, sen de bir dene.-Neymiş.. Biz de alalım...- (Burada, marka veriliyor. Biz ‘reklama girmesin’ hassasiyetiyle o bölümü “bip”liyoruz!..)•Ya, işte böyle... İster inanın, ister inanmayın...“Derinlerden” gelen “konuşma metni” bu!..Böcek’ten çıka çıka bu çıkmış!...“ ‘Kısa kısa’ sütununa bile manşet olmaz oğlum bu!.. Böyle malzeme mi olur!.. Haber bunun neresinde!..” filan dedik de “derin” mahfile...Aynen şu hâzin karşılığı verdiler: “Ne yapalım kardeş, oralarda daha ciddi bir mesele üzerinde durulmuyor ki!.. İstersen, sekreterle sayın Hacaloğlu arasındaki ‘Bir kaşarlı tost söyle kızım, bir de vişne suyu’ muhabbeti var!.. Talihine küs, çarşaf açılımından filan bahis olsaydı, belki işine yarardı!..”•Bu sıkıntı arasında, amma matrak mevzu!..Ya, kardeşim bin kez yazdık; CHP’ye böcek koyan adama “ahmak” derler!..Ya ne bulacaksın orada; ne konuşulacak?..Bir parti işte, üç beş çarşaflıdan da oy gelirse... Anamuhalefet konumu, mevcut başkan yaş meselesinden dolayı iş göremez duruma düşünceye kadar sürdürülebilirse... Bereket versin!...Yoksa, CHP’den çıkacak haberin ne kıymeti harbiyesi olabilir ki!..Bakın; o Vali ile Önder Sav arasındaki görüşmenin dökümünü bile pek önemsememiştik.Şöyle sürmanşetin yanlarından bir yerlerden ufacık bir kutu ve mini mini minnacık bir devam faslı... Hepsi buydu...Lâkin, ne zaman ki, Baykal ve arkadaşları meseleyi “Cumhuriyet tarihinin en büyük skandalı!” olarak göstermeye kalkıştı...Ve de, medyadaki “dönme”lerle “embesil”leri yanına aldı...Ondan sonra, gündeme oturdu mevzu... Ve biz de, ortalık bu kadar karışmışken şöyle bir ilgilendik işte!..Yoksa... CHP dinlenecek de, oradan kayda değer malzeme gelecek de...Ölme eşeğim!..Yeni yılda daha iyi çalış böceğim!..

30 Aralık 2008 Salı

CUMHURBASKANİ TARAFSİZ DEGİL

Komediye bakarmısınız bir haber okudum belkide 2008'in en komik,gülünç bir o akdar daiğrenç açıklması diyebilirim.Büyük adam,Erganekon avukatı,hangi taşı kaldırsanız onun çıktığı hemen avukatlığa soyunduğu gerçekte korkuyorum yarın İsrailede avukatlık yapacak diye büyük bir laf etmiş Cumhurbaşkanı tarfszı değilmiş bak sen Sizin demoktrat Ahmet efendi çok bağımsızdı değil mi? Ya adam da utanma bile yok,insandan allah korkar,Başbakanın çoçuğunun doktorunu atamış.. ne yapsaydı chp den,Tikko dan,dev sol üyesi falan birini mi atamalıydı,Haklısın halkın değerlerini hiçe saymalı,insanları ağlatmalı,insanlarla barışık olmamalı,fil kulelerinden bakmalı,çeteci olmalı,erganekoncu,maocu olmalı yada doğan medyasında olmalı kusuruna bakmayın sizin kriterlere uymamış bence hemen Anayasa Mahkemesine müraccat edin pardon orada şimdiler de karar alamamakta Danıştay ayda YARSAV'a müracaat edin hemen aşağı etsinler.Allahtan korkmuyorsunuz vede inanmıyorsunuz hiç değilse utanma arınız olsun ve maziye biraz bakın ne kadar tarfsız bir Cumhurbaşkanı vardı.Yılın son komedi açıklamsı bu ve sizleri gülmek üzere hemde katila katila gülmek üzere Zatı muhteremin açıklması ile başbaşa bırakıyorum.....


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 'Son rektör ataması göstermiştir ki artık Cumhurbaşkanı'nın tarafsızlığından söz etmek mümkün değildir' dedi
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Baykal başkanlığında toplandı. Alınan bilgiye göre, MYK'nın 2008 yılındaki son toplantısında Baykal, genel değerlendirmede bulundu.
2008 yılının önemli bir yıl olduğunu vurgulayan Baykal, AKP'nin 22 Temmuz seçimlerinden sonra yeni bir yola girdiğini ifade etti. Ülke sorunlarının 2008'in ortalarından itibaren, uluslararası krizin de etkisiyle kendisini daha çok hissettirdiğini belirten Baykal, CHP'nin zamanında gerekli uyarıları yaptığını, ancak bunların görmezden gelindiğini bildirdi.
''AKP'nin devletin temel düzeni ve laiklikle ilgili anlayışının ciddi bir tehdit oluşturduğunu anlatmaya çalıştıklarını ve milleti göreve çağırdıklarını'' kaydeden Baykal, AKP'nin 22 Temmuz seçimlerinde aldığı yüzde 47 oyu taşıyamadığını söyledi.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin çok önemli bir kırılma noktası olduğunu, bu seçimden sonra toplumdaki tereddütlerin arttığını dile getiren Baykal, ''Cumhurbaşkanı ciddi bir hakemlik görevi olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Gül bunu yapamıyor. Son rektör ataması göstermiştir ki artık Cumhurbaşkanı'nın tarafsızlığından söz etmek mümkün değildir. YÖK'te yapılan atamalarla üniversiteler AKP'nin kontrolüne geçmiştir. İstanbul Üniversitesi'ndeki atama bunun göstergesidir. Öğretim üyelerinin tercihi yerine Başbakan'ın doktoru atanmıştır'' değerlendirmesinde bulundu.
CHP Genel Başkanı Baykal, AKP'nin hedefinin üniversiteler ve yüksek yargıyı ele geçirmek olduğunu savunarak, adım adım gerçekleştirilen uygulamaların bu niyeti ortaya koyduğunu kaydetti. Haberleşme özgürlüğü ile medyanın bilgilendirme özgürlüğüne yönelik tehditler olduğunu anlatan Baykal, MİT ve Emniyet'e verilen dinleme yetkisini de ''çok vahim'' olarak nitelendirdi.
AKP Hükümeti döneminde yolsuzlukların da hız kazandığını iddia eden Baykal, buradan elde edilen paraların siyasi hedefler için kullanıldığını söyledi. Baykal, 2008 yılının CHP'nin daha iyi anlaşıldığı bir yıl olduğunu dile getirerek, CHP'nin din düşmanı, milliyetçilikten uzak olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığının da anlaşıldığını bildirdi.
Bu yılın CHP etrafındaki peşin hükümlerin ortadan kaldırıldığı bir yıl olduğunu kaydeden Baykal, partisinin etnik ve mezhepsel siyaset yapmayan bir anlayışa sahip olduğunu vurguladı.

23 Aralık 2008 Salı

Size genel baskanim diyebilir miyim?


Bekleyip görmek lazım,herhangi bir açıklama gelmediğine göre CHP'ninn böyle bir adaya ihtiyacı yok,açılımda sadece belediye seçimleri ilgili olduğu ama aday bazında değil,sandığa oy kullanacak saf,temiz,yönetmekten uzak,yönetilentürbanlı,çarşaflı,hizmetçiler için olduğu daha da netleşmiş oldu,işte size en güzel çağrı yazara CHP tarafından herhangi bir açıklama yada cevap verilirse burada hemen yayınlayacağız...


Sempatiğim.
Sevimliyim.
Şirinim.
Popülerim, demokratım, liberalim.
Allahın emri, peygamberin kavli ile partinizden göreve talibim.
İster parti yönetiminde görev verin ister belediye başkanlığı…
Hakkâri’ye de razıyım Trakya’ya da…
Göz önünde olmayı bende sevmem, büyük şehir, merkez belde istemem.
Halkçıyım. Paylaşımcıyım. Açılımcıyım.
Vitrin güzeli olmam, yolsuzluk yapmam, halkım için çalışırım.
Biraz çalışırsam iyi nutuk da çekerim.
Çok değişkenim, gelişkenim, her gün bir başka değişir kendimi geliştiririm.
On parmağımda on marifet, gelsin Gürsel Tekin gitsin Kılıçdaroğlu.
Geleni de aratmam gideni de. Partide ikimiz de kalsak tüm Türkiye’ye yeteriz.
Sen konuşursun ben açıklarım.
Nefsime zor gelecek ama ille de çarşaf dersen giyerim.
Yok sen olmazsın dersen, akademisyen, mimar, mühendis, öğretmen, işkadını, ev kadını, ister donanımlı ister onanımlı başkan adaylarım da var.
AKP’ye fark atarız, acayip oy toplarız, o hızla denizler aşarız.
Demedi deme.
*
Yani uzun lafın kısası…
Deniz Bey ben de “şov mov” yapmıyorum. Sizin kadar samimiyim.
“Tarafsız Bölge” programında, “afaki konuşmak olmaz böyle bir örnek başvuru olmadığı için ne söylesek boş” demiştiniz.
Eğer varsa öyle bir durum, bu konuda yerini doldurabilecek pek çok aday çıkarabiliriz.
Yoksa, önümüzdeki ilk genel seçimde, Türkiye’nin belli başlı illerinden bağımsız olarak katılacak başörtülü adaylar çıkacak.
Bu konu artık daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı.
Eğer seçilirlerse, Merve Kavakçı gibi sessiz sedasız TBMM’yi de terk etmeyecekler.
Refah, Fazilet ve Ak Parti deneyimlerinden sonra, artık muhafazakâr kitleler de “bu meseleyi çözse çözse CHP çözer” kıvamına gelmişken, gelin bu fırsatı iyi değerlendirin.
Sanırım siz bir şeylerin farkına vardınız. Bilmiyorum, ya da birileri…
Başbakanın çarşaf açılımınıza yönelik olumlu tavrına bakılacak olursa, “Dolmabahçe” görüşmesinden sonra askerlerle yapıldığı ileri sürülen “uzlaşma” sanki sizinle de yapılmış gibi görünüyor. (Dindar kitleyi sizin başınıza sardırarak bu ağırlıktan kurtulmak istiyor gibi bir komiklik de yapabiliriz burada. Bu dindarlar adama bir yapıştılar mı, yakanızı bırakmazlar. Yeni kurtarıcı olarak sizi belleyecek olurlarsa, işiniz kolay değil, ona göre… Ama şundan emin olun, sizi özlemini duyduğunuz iktidara götürürler. Hep iktidara getirirler. Sonra memleket meseleleriyle, uluslar arası meselelerle falan uğraşmak zorunda kalırsınız.)
*
Bilmiyorum ne kadar doğru ama… Birileri dindar kesimi devletle barıştırmak istiyor.
Bunun farkına varan “iyi adamlar” Deniz Baykal’ı doğru yola yönlendiriyorlar.
Yoksa.
Bugüne kadar hep gerginliklerden oy almış bir CHP, niye tansiyonu düşürsün?
Bu bağlamda, başörtüsünü dahi sollayacak radikal bir örtünme şekli olan çarşafla meseleye bodoslama girmesini bu açıdan artık önemsemeye başlıyorum galiba.
Çünkü CHP de yeniden şekilleniyor. Baykal’a yönelik en sert eleştiriler de parti içinden geliyor.
Sayın Baykal, sanki 28 Şubat’ın azılı taraftarlarının etkisinden parti içinde de kurtulmaya çalışıyorsunuz, yanılıyor muyum?
Mitingler düzenleyip ortalığı velveleye verenler, dindar insanları ikinci sınıf görenler, onlara bu ülkede hiçbir şeye hakkı olmayan kapıcılar, esnaflar, şehit anaları muamelesi çekenler sizin çevrenizde konuşlanmıştı bugüne kadar.
Onlar sizi hiç de iyi bir yere götürmüyordu.
(Belki muhalefet olmanızı sağlamakla iyi bir şey yapıyorlardı sizin için, bilemiyorum.) *Yoksa bunların hepsi de bir illüzyon mu?
Bir yandan üniversitede okumak isteyen kızlara karşı “tavrımız aynı” derken, bir yandan “biz insanları kıyafetlerine göre değerlendirmeyiz” deyince ne yapmak istediğiniz tam da anlaşılamıyor gibi.
Biraz karından konuşarak meseleye girdiniz.
Süreç içinde netleşmenizi bekliyoruz.


ELİF ÇAKIR - TARAF