Hıncal Uluç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hıncal Uluç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2009 Salı

Bu CHP'ye oy vermek Cumhuriyet'e ihanettir!..

Yerel seçimler iyice iğrençleşti.. İnsanın içinde sandığa gitme hevesi, inancı kalmadı..
Bir yanda iktidar, oyu resmen satın alıyor, sosyal devlet adına.. İşe beş yüz kilo kömür, iki paket bulgurla başladılar. Bu sadaka gecekondunun işsiz ve aşsız halkını keser.. O halk hiç düşünmez ki, iki kilo bulgura oy verdiği sürece kimse o oy deposunu kaybetmek istemez ve onun o iki kilo bulgura muhtaç kalması için elinden geleni yapar..
Ama ortada Tunceli gibi bu ülkenin en gelişmiş ilinin halkı olunca, Meclis'te tek başına ana ve yavru muhalefetten fazla başlarına bela olan Kamer Genç'ten kurtulmak için trilyonca liralık buzdolabı, çamaşır makinesi, mobilya ve halı dağıtmak gerekir. Hem de valinin, devletin valisinin eliyle ve biz Türk halkının ödediği vergilerle hovardalık. Ne valinin cebinden çıkıyor, ne de AKP'nin.. Benim paramla oy satın alma..
Zamanında bir Uşak Valisi vardı, İnönü'yü taşlatan.. Cumhuriyet il tarihine en karar adam olarak geçti. Şimdi bir Uşak Valisi daha..
Ama Tunceli halkı uyanık. Kamer Genç'i seçmezlerse kıyak biter, gerek kalmaz. Ama iki seçim daha Genç'e oy verirlerse gelecek seçimde ev dağıtılır, öbür seçimde evin önüne araba konur..
Bu iktidar..
Muhalefet, ana muhalefet çok daha ayıplı, çok daha utanç verici..
Bir parti, kurucusu Atatürk'e ve onun ilkelerine ancak bu kadar ihanet eder..
Yahu Deniz Hocam.. Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın..Çarşaf açılımının ardından gelen "Her mahalleye Kuran Kursu" karşı devrimi bir seçim hilesi değil de nedir?.. Kime yutturuyorsun?.. "Kanunların özü.. Kanunların ruhu" nun önemini Mektebi Mülkiye'nin birinci sınıfında bana sen öğretmedin mi?.Peki kara çarşaf açılımının, Atatürk'ün "Efendiler buna şapka derler" diye başlattığı kıyafet devriminin hem de tam özüne tükürmek olduğunu bilmez misin sen?.Vatandaş giyimini seçmekte özgürdür. Tamam.. İnançlara saygı, hepten tamam.. Ama saygı başka, teşvik başka şey..Karısı sıkma başlı diye Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesini önlemek için anayasayı, iç tüzüğü zorlayan, MHP ihaneti olmasa nerdeyse başaracak olan sen değil misin?. Karısı sıkma başlı Köşk'e çıkmaz, ama CHP üyesi yaptığın ve önünü açtığın kara çarşaflı yarın çıkabilir. Yaptığının bu anlama geldiğinin farkında olmayacak kadar düşünce yeteneğini mi yitirdin Hocam.. Yoksa oy hırsı seni sonunda bu aciz hallere mi düşürdü?.."Her mahalleye Kuran Kursu"nun ucunun ne kadar açık olduğunu, memleketi nerelere götürebileceğini görmekten, düşünmekten de mi acizsin hocam, yoksa oy hırsı gözlerini kör mü etti?..Bu ülkede en büyük Atatürk, en büyük Cumhuriyet devrimi "Tevhid-i Tedrisat" yani öğrenim birliğidir. Bu ülkede sadece laik eğitim yapılır.Peki yüzde 99'u Müslüman olan ülkede insanlar çocuklarına din ve Kuran eğitimini nasıl verecekler?..Devlet eli ve kontrolü altındaki, yasal ve denetlenir kurslarla..Şimdi sen CHP olarak her mahalleye bir Kuran Kursu açma hareketi başlatırsan, elin eli armut mu topluyor.. Her parti, DTP'sine kadar ayni şeyi yapmaz mı?. Bu kurslarda Kuran diye kendi siyasal zehrini minnacık beyinlere şırınga etmez, onların beyinlerini tam gelişme çağında yıkamaz mı?.Yarın AKP'den daha da radikal dinci bir parti bu kursları açmağa ve yaymağa başlarsa peki?..Denetlersin.. Halt.. Her mahallede açılmış kursları denetlemek için Birinci Ordu'yu tümden müfettiş yapsan yetmez.. Sonucunu bile bile bunu yapıyor, CHP tarihinde dini siyasete alet eden ilk başkan olarak tarihe geçiyorsun hocam.. Çok ama çok sert eleştirdiğim Recep Tayyip Erdoğan senin yanında zemzemle yıkanmış. O hiç değilse inandığını yapıyor..Sen alenen resmen dini siyasete alet ediyorsun.İşte bu sebeple hocam, işte bu sebeple, bas bas bağırıyorum ki, "Bu CHP'ye oy vermek, Cumhuriyet'e ihanettir!.."
Not.. Yakında Ortaköy'e cumaya da gelirsin, orda görüşürüz Hocam!..

5 Şubat 2009 Perşembe

Geçmiş olsun sevgili megaloman



Hınçal ULUÇ'un nekahat döneminden sonra ilk yazısına http://polemikler.blogspot.com/2009/02/cktm-dostlar-cktm-meydan-bos-bulanlar.html Engin Ardıç'tan çok ağır bir cevap geldi....

Geçmiş olsun!
sevgili megaloman

Bana attığın çamurlara, yaptığın haksızlıklara kızmak için kendimi çok zorladım, kızamadım... Hem seni gerçekten sevdiğimi anladım, hem de artık hiç önem vermediğimi...
Geçmiş olsun. İncir çekirdeğini doldurmayan yazılarına hoşgeldin. Yalnız gazeten değil, bütün basın ve spor dünyası, sinema, tiyatro, müzik, ayrıca
Türkiye de yönetilmek için seni bekliyordu...
Hiçbir şey söylemeden tam sayfa dolduracak adam bulmak gerçekten de çok zordu, laf aramızda... Süleyman Demirel'e iş teklif edilecek değildi ya!Aslında senin gibi büyük bir adamın hiç hastalanmaması gerekirdi. Bu sana yapılmış büyük bir haksızlıktı. Belki de Tanrı meydanı boş bulmuştu!
Bütün
Türkiye haftalarca senin hastalığınla yattı kalktı... Öyle bil, öyle san... Çünkü sen çok büyük bir adamsın, vazgeçilmezsin, bulunmaz Hint kumaşısın.
Sen o kadar büyük bir adamsın ki, sana en küçük bir eleştiri yönelten herkes ya "şaşkın", ya "küstah", ya "bunalım geçirmekte", ya da "kin, nefret ve öfke kusuyor" ...Eh, sen de onlardan bazılarının "isimlerini köşende anmamakla" onlara en büyük cezayı veriyorsun, mahvoluyorlar, bitiyorlar zavallılar! Neyse bak, çıktın artık, okuduğunu kıçından anlayan bütün müşteriler seni özlemişlerdi... "Anti-militarizm" ile "ordu düşmanlığı" arasındaki farkı anlamamakta direnenler, "Atatürk ticareti" yapanlara kızmakla "Atatürk düşmanlığı" arasındaki farkı anlamamakta direnenler, kahramanlarına kavuştular! Çünkü sen öyle dediysen öyledir. Gerçek ile senin dediğin arasında çelişki varsa, senin dediğin geçerlidir. "Cumhuriyete saldırmak için bir Ergenekon efsanesi yaratan" şaşkın (!) savcılar ve yargıçlar da korksunlar, yalnız gazeteciler değil...
Atatürk çocuğu geldi. Hepsinin canına okuyacak. Cumhuriyetçi olan ama demokrat olmayan, bununla da övünen büyük adam geri geldi... He is back in town! İyi ki iyileştin, iyi ki döndün... Bu kez gerçekten "gitseydin", ikide bir giderim haa deyip de gidemeyen kimi bulacaktık da gülecektik kendi aramızda? Kendini fikir adamı diye yutturan hangi magazinciyle eğlenecektik? Bize kim fıkra anlatacaktı? Büyük geçmiş olsun, gerçekten. Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın...
Hoşgeldin. Avanta geziler, beleş yemekler, yeni çıkan şarkılar, piyasaya yeni düşen paçozlar, el süremediğin ama sürermiş gibi yaptığın bütün kadınlar da yolunu gözlediler... Sevinmişlerdir.
Ben de sevindim. Çünkü hem seni gerçekten sevdiğimi anladım, hem de artık hiç kızamadığımı... Gülünçlük alanında sen mi önde gidiyorsun yoksa "sizin cenahtan" Yalçın Küçük mü, bilemedim.
Fakat şaşkın, küstah, bunalımlı, vatan haini bu kardeşin seni çok çok öpüyor. Tenezzül buyurup lütfen kabul edersen tabii.
Etmezsen de canın sağolsun, başkasını buluruz. Memlekette çeşit çok.


Ergin ARDIÇ

Çıktım Dostlar!.. Çıktım meydanı boş bulanlar!..

Bakalım Hıncal Uluç'un ameliyattan sonra yazdığı bu yazıyı kimler üstüne alınıp, cevap verecek?
Çıktım Dostlar!..
Çıktım meydanı boş bulanlar!..


Sevgili okurlarım...
Seven, sevmeyen ama her gün okuyarak beni ben yapanlar.. Çıktım..
Atatürk Cumhuriyeti'nin insanları.. Gerçek Atatürkçüler, sapına kadar cumhuriyetçiler çıktım..
Dostlar, arkadaşlar, sevgililer çıktım..
Meydanı boş bulup arkamdan sallayanlar çıktım.Azılı Atatürk Düşmanları.. Atatürk'e sövmek için fırsat kollayanlar.. Atatürk Filmi çekimi haberini diline dolayıp utanmadan, sıkılmadan "Bu yaşamdan film mi çıkar" diyecek kadar gözü dönenler.. En azılı Türk ve Atatürk Düşmanı, İngiliz Başbakanı Lloyd George'a hem de İngiliz parlamentosunda "Dünyada her 100 yılda bir deha yetişiyor ve o beklenen deha birden bire
Türkiye'de beliriverdi hem de bize karşı. Tüm dünyaya karşı" dedirten Atatürk'ün muhteşem yaşamından, Çanakkale'den, Kurtuluş Savaşı'ndan, İslam âleminin ilk ve tek modern cumhuriyetini kuran adamın hayatından bir değil bin film çıkacağını bile bile bunu yazabilenler..
Atatürk filminin Türk'ün Türk'e reklamı olacağını söyleyip dünyada seyirci bulamayacağını iddia ederken, öyle bile olsa, böylesi Atatürk düşmanlarının suratına tokat olacağının farkında olmayanlar.. Atatürk filmi çekmeyi 31 çekmeye benzetecek kadar şaşkın ve küstahlar.. Çıktım..
Kemal Türkler'in katillerinden biri hakkında verilen karar tam 29 yıl sonra geçen hafta içinde bozuldu..
Türkiye'de yargının böyle işlediğini bildikleri için bir Ergenekon efsanesi yaratarak, Ordu ve Cumhuriyet'e saldırmak, kafalarındaki o sapık ikinci Cumhuriyet'le aralarında duran her kişi ve kurumu, yıllar sürecek bir yargılama boyu zan ve baskı altında tutmak, her muhalifi, her konuşanı izlemek, basmak ve göz altına almak eylemleriyle bir korku imparatorluğu yaratmak isteyenler çıktım.. Ergenekon'u sürdürmek için, önüne geleni, hatta kendi meslektaşlarını bile ihbar eden, muhbir köşeciler çıktım!..
Bu Ordu bu gücü ve saygınlığı ile böyle durdukça, Modern Atatürk Cumhuriyeti'nden sapmanın mümkün olmadığını bildikleri için orduyu hedef tahtasına koyanlar, tek mahkumiyeti olmayan, hem de altında Başbakan diye Recep Tayyip, Dışişleri Bakanı diye Abdullah Gül Beylerin ve tüm AKP hükümetinin öneri ve kararı ile Devlet Üstün Hizmet Madalyası alan bir kahraman Albay'a, bir PKK uşağının yalan yanlış laflarını baş tacı yaparak alçakça saldıranlar.. Bu saldırılar karşısında intihar yolunu seçen bir onurlu adama, bir terör gazisine ölümünden sonra bile söverek, asıl hedeflerinin Ordu olduğunu kanıtlayanlar, çıktım.. Çıktım Sevgili Dostlarım.. Çok ama çok ağır bir ameliyat geçirmiş olmama rağmen, tıptaki akıllara seza gelişmeler ve harika doktorlarım, olağandışı bir hastane sayesinde ki anlatacağım sizlere, bir hafta içinde çıktım..Dostlar mutlu olun, çıktım.. Düşmanlar sıkı durun, çıktım..Çıktım şükürler olsun!..

Hıncal ULUÇ