hilmi paşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hilmi paşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2009 Cuma

PERDE ARKASİ: BASBUG'UN 3 İSTEGİ

Küçük bir ricam olacak "Ben de bir balıkçı olarak denizlerdeki balıkların benim tezgahıma davet edilmesini rica ediyorum. Ne gereği var gidip saatlerce denizlerde hem lodos yemeye hemde sabah boş dönmeye ve yorulmaya. Paşam ufacık bir rica da bulunmuş, davet ediniz diye bence eksikler var listede; bir limuzin, mahkeme yada emniyete getirilirken kırmızı halı, bando bölüğü ve şarap sunmak üzere simokinli garsonların hazır bulundurulması.... Bence adalete ne gerek var, diğer suç işleyenleride davet edelim, hatta birde ricada bulunalım! "Askerlerimizi şehit eden PKK terör örgütü üyelerinede davetiye gönderelim", akşamları gelip imza atsınlar ve akşam olunca da dağa çıksınlar buda bir demokrasidir. Neden onları bu haklardan mahrum bırakalım ki!.......Sizlere iyi seyirler diler yeni bir polemikte buluşmak umuduyla

Ergenekon operasyonunun ardından Genelkurmay-Başbakanlık ve Çankaya üçgeninde yaşanan başdöndürücü trafiğin perde arkasından askerin 3 talebi çıktı.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un, Başbakan Erdoğan'dan Ergenekon kapsamında gözaltına alınan emekli generallerle ilgili izlenen yönteme itiraz ederek, “TSK mensupları gözaltına alınmak yerine ifade vermek üzere Savcılığa davet edilmeli” talebinde bulunduğu ortaya çıktı.
Orgeneral Başbuğ'un Ergenekon kapsamında tutuklu olarak yargılanan emekli Orgeneraller Hurşit Tolon ile Şener Eruygur'un tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını talep ettiği öğrenildi.
Ergenekon operasyonu kapsamında MGK eski Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç ile Harp Akademileri eski Komutanı emekli Orgeneral Kemal Yavuz başta olmak üzere çeşitli rütbelerdeki TSK mensuplarının gözaltına alındığı Ergenekon operasyonunun ardından Genelkurmay karargahında Kuvvet Komutanları ile 6 saat süren bir toplantı yapan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, alınan kararları bir liste halinde Başbakan Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e iletti.
DAVETLE OLSUN
Alınan bilgilere göre TSK'nın talepleri arasında şunlar yer aldı:
TSK mensupları operasyonla gözaltına alınmamalı. İfade vermek üzere savcılığa davet edilmeli. Emekli Generallerin operasyon sonucunda gözaltına alınması rahatsızlık veriyor.
GÖZALTI SÜRESİ
Gözaltına alınan TSK mensuplarından suçu olanlar yargılanmalı, ancak suçsuz olanlar uzun süre gözaltında tutulmamalı, serbest bırakılmalı.

TUTUKSUZ YARGILAMA
Halen cezaevinde olan emekli Orgeneraller Hurşit Tolon ile Şener Eruygur, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılsın. İki emekli general için cezaevinde tutulmak yerine yurtdışına çıkış yasağı ya da düzenli olarak imza vermek gibi adli kontrol mekanizmaları devreye sokulsun

22 Aralık 2008 Pazartesi

İçince dağıtanlar


medeniyetin en son göstergesi belkide olmazsa olmazı diyebileceğimiz yüzyılların modern tartışma konusu bu olay,içki içmek,evet yazarın dediği gibi içinçe kendinden geçip dağıtmak marifet.işte gördük 98 post modern darbesini o zamanda bay paşalara alkolikti,memleketi ne hale düşürdüler,alkol içmeyende insan mı olur? Mahalle baskısı nasıl birşeyse onuda anlamadık bir türlü,Doğan medyası yazacak konu bulmayınca yada içinde bulunduğu pisliklerin dışarı çıkmaması için en iyi gündem saptırmasını bu medotla yapıyor sanırım.Ergenakonun en can alıcı sorgulamasının yapıldığı zamanlarda böyle gündem saptırmak güzel bir icraat olsa gerek.bizde sıçramasın,diğer taraftan aklını yitirmiş bir bayanın tabi mason locaları korumalığında saldırılar devam ediyor.daha ne kadar gündem oluşturabileceksiniz göreceğiz.?


Deniz Kuvvetleri Komutanlığı sırasında yolsuzluk yaptığı iddiasıyla yargı önüne çıkarılan ve suçu sabit görülen eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil, Ertuğrul Özkök'e bir anısını anlatmış.Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun Genelkurmay Başkanlığı sırasında, bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından verilen yemekte, herkes şarap içiyormuş. Hilmi Özkök'ün önünde kırmızı sıvılı bir içki gören bir komutan, "O Hilmi, ne güzel sen de şarap içiyorsun" demiş. Özkök, "Evet, biz de heyete uyduk" cevabı vermiş.O sırada Kıvrıkoğlu söze girmiş ve "Nereden şarap içiyormuş. Önündeki şarap değil, kola" demiş.Ardından da garsona seslenmiş, "Oğlum şuradan şarap getir. Hilmi de doğru dürüst bir içki içsin." Bu tipik bir mahalle baskısı. Kimi insan gerek inancı, gerek sağlık nedeniyle içki içmez.Mesleği gereği de içkili ortamlarda bulunmak durumunda kalabilir.Buna saygı göstermek gerekir.İçki içmek kadar içmemek de hem kişisel bir tercih, hem de haktır.Kalabalık bir ortamda insanlara "İçki içme" demek kadar "İç" demek de bir mahalle baskısıdır.Bu baskı saygı duyulacak bir tavır değildir.Ben içki içerim ama benimle aynı ortamda bulunan insanlara içki içmeleri için baskı yapmayı ayıp bulurum. İnsanların kendi inançları doğrultusunda yaşamaları en temel haklarıdır. Herkes, kendi sınırlarını bilip başkalarının bu hakkına saygı duymak zorundadır.İçki içmeyenler, içenlerin haklarına tecavüz eder, içkili mekânlara bir baskı uygularsa, bu elbette kişisel bir kabalığı aşar ve toplumsal bir baskı biçimine dönüşür.Bu da kabul edilemez. Askeri bir mahkemenin verdiği kararın bir komutanın şarap içip içmemesiyle ilgisi yoktur. Ortadaki iddiaların gerçek olup olmamasıyla ilgisi vardır.Erdil'i sabah-akşam içki içen bir komutan da bu iddialardan dolayı mahkemeye sevk edebilirdi.Burada asıl önemli olan, Erdil'in anlattığı dönemde komutanların içki içip içmemesi değil, başta Kıbrıs olmak üzere hükümetin aldığı kararlara karşı gösterdiği duruştu.O komutanlar sivil otoritenin bu kararları karşısında ne yapmışlar veya ne yapmaya çalışmışlardı bunu sorgulamak gerekir. Hilmi Özkök içki içmezdi ama hem darbe girişimlerine karşı çıktı, hem de sivil-asker ilişkilerinin demokratik ülkeler standartlarına getirilmesine çaba sarf etti. Belki de sadece bu yüzden bir kısım "genç subay"ın hedefi haline geldi.Sivil otoriteyi tanımayan, Kıbrıs'taki diplomatik çözüm arayışından dolayı hükümeti devirmeye çalışan bir ekibin kırmızı şarap içip içmemesi çok önemli değildir.Belki de içmemeleri daha doğrudur çünkü yakın geçmişimiz onların içince biraz dağıttıklarını gösteriyor bize.
Ergun BABAHAN / Sabah